Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Life is life

En son yayınlar

Ufak Şeyleri Dert Etmeyin Çünkü Hepsi de Ufak Şeylerdir

Çok nadir yaptığım tatillerden birindeyim ve tekrar bloguma özen göstersem iyi olur diye düşündüm. Kendime verdiğim sözü tutmadım burada düzenli yazı paylaşacakken unutup gittim. Normal ama insan sürekli planlamadığımı, beklemediği olaylar yaşarken hayatında bazı şeyleri düzenli yapmak zor oluyor.
Gelelim konumuza ben bu sıralar internetten kitap almak yerine kitapçılardan almaya özen gösteriyorum çünkü ödüm kopuyor kitapçılar kapanacak hep internetten almak zorunda kalacağız diye ve kesinlikle kitapçıdan kitap seçmenin ayrı bir güzelliği ,büyüsü var bence. Bir kitap ararken başka kitaplarla karşılaşmak onları da almak en güzel kısmı. Hele internet sitelerinde "bu kitabı alanlar bunları da aldı" şeklinde sürü psikolojisine iten ibarelerden uzak  özgürce seçmek insanı daha iyi hissettiriyor.
.

Geçen Remzi Kitabevinde dolanırken "Ufak Şeyleri Dert Etmeyin " kitabı ile karşılaştım. Minicik 9.90a bir kitap arkasında satış rekoru kırdığını görünce hemen onu da aldım. Bi…

Kim ki Bu TED

Bir kitapçının raflarında "TED Gibi Konuş" kitabının gördüğümde açıkçası aklıma gelen ilk soru bu oldu. Hiç kitabın arkasına bakmaya tenezzül etmediğim için de uzun bir süre Ted diye bir adam var iyi konuşmalar yapıyor sanırım şimdi de insanlara onun gibi nasıl konuşacağı  öğretiliyor diye de saçma bir mantık yürüttüm. Sosyal medyamız sağolsun popüler her şeyi gözümüze soktuğu için kitabı sık sık görmeye başladım. Hatta biri sürekli kendi TED konuşmasından parçalar koyunca en sonunda dedim yetet kim bu Ted?



TED(technology, entertainment, design) aslında teknoloji, eğlence, dizayn kelimelerinin birleşimi olur da benim gibi geç öğrenenler varsa diye belirtmek istedim. 1984'te bir defalık yapılan TED konferansı 6 yıl sonra tekrarlanık sonra her yıl sürekli hale geldi giderek gelişti. Buralarda yapılan konuşmalar bir internet sitesine taşındığında binlerce, milyonlarca insan bu konuşmaları izlemeye başladılar.

Bu TED konuşmalarını izlemek istiyordum ama açıkçası nerden başla…

Öylesine

Küçücüktüm ufacıktım yeni olan her şeye hevesliydim o zamanlar ve klasik bir 90 dönemi çocuğu olarak bir hatıra defterim vardı; sayfalarını özenle çevirdiğim kapağına bakmaya doyamadığım cicili bicili bir defter. Yazlıktayız o zamanlar sosyal medya yok tabi ama bizim sitenin havuz başı ortamı var, büyüklü küçüklü her yaştan arkadaş gruplarının , düşman gruplarının oluştuğu bir ortam. ben tabi en miniklerle takılıyorum ve kıyamadığım defterimi oradaki arkadaşlarıma yazdırıyorum, yazdırdıkça daha çok insana yazdırmak istiyorum ama bir yandan da kıyamıyorum en sevdiklerim yazsın istiyorum (çocukken bile saçma çelişkilerim vardı:). O sıralarda da ablamın da bir arkadaş grubu var bazıları beni çok sever bazıları gıcık olurdu( ben de onlara tabi) bu çok sevenlerden bir tanesine de defterimi yazdırdım. Açıkçası ne yazdı çok hatırlamıyorum ama altına yazdığı iki cümle benim o çocuk beynimi çok etkilemişti o zamanlar.


"Sev seni seveni mısır sapı olsa bile
Sevme seni sevmeyeni Mısır Şahı o…

Kitap Hırsızı Markus Zusak

Aslında okumayacaktım çünkü beni çok üzeceğini ağlatacağını biliyordum ama dayanamadım sonunda bir gün kitapçı da arkadaşımı beklemek için oyalanırken kitabı aldım.

Yazlığına gelene kadar da okumadım çünkü kesintisiz bir şekilde kitaba odaklanmak istedim. İşe gidip gelirken bunu yapmam zordu ve kitabı bölük pörçük okuyunca etkisini kaybediyor bence.

Tatil

Tatil dediğinin uğruna şiirler yazılır çünkü o bütün kış beklediğin sevgili gibidir; gün sayılır kavuşmaya kadar, hayaller kurulur o buluşma ile ilgili, sabırsızlanır vakit yaklaştıkça zaman daha zor geçer, sürekli takvim işaretlenir, hazırlık yapılır kavuşunca da zaman çabucak geçer. Hiçbir şey anlamazsın tadı boğazında kalır daha son günü özlem başlar.