Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kim ki Bu TED

En son yayınlar

Öylesine

Küçücüktüm ufacıktım yeni olan her şeye hevesliydim o zamanlar ve klasik bir 90 dönemi çocuğu olarak bir hatıra defterim vardı; sayfalarını özenle çevirdiğim kapağına bakmaya doyamadığım cicili bicili bir defter. Yazlıktayız o zamanlar sosyal medya yok tabi ama bizim sitenin havuz başı ortamı var, büyüklü küçüklü her yaştan arkadaş gruplarının , düşman gruplarının oluştuğu bir ortam. ben tabi en miniklerle takılıyorum ve kıyamadığım defterimi oradaki arkadaşlarıma yazdırıyorum, yazdırdıkça daha çok insana yazdırmak istiyorum ama bir yandan da kıyamıyorum en sevdiklerim yazsın istiyorum (çocukken bile saçma çelişkilerim vardı:). O sıralarda da ablamın da bir arkadaş grubu var bazıları beni çok sever bazıları gıcık olurdu( ben de onlara tabi) bu çok sevenlerden bir tanesine de defterimi yazdırdım. Açıkçası ne yazdı çok hatırlamıyorum ama altına yazdığı iki cümle benim o çocuk beynimi çok etkilemişti o zamanlar.


"Sev seni seveni mısır sapı olsa bile
Sevme seni sevmeyeni Mısır Şahı o…

Kitap Hırsızı Markus Zusak

Aslında okumayacaktım çünkü beni çok üzeceğini ağlatacağını biliyordum ama dayanamadım sonunda bir gün kitapçı da arkadaşımı beklemek için oyalanırken kitabı aldım.

Yazlığına gelene kadar da okumadım çünkü kesintisiz bir şekilde kitaba odaklanmak istedim. İşe gidip gelirken bunu yapmam zordu ve kitabı bölük pörçük okuyunca etkisini kaybediyor bence.

Tatil

Tatil dediğinin uğruna şiirler yazılır çünkü o bütün kış beklediğin sevgili gibidir; gün sayılır kavuşmaya kadar, hayaller kurulur o buluşma ile ilgili, sabırsızlanır vakit yaklaştıkça zaman daha zor geçer, sürekli takvim işaretlenir, hazırlık yapılır kavuşunca da zaman çabucak geçer. Hiçbir şey anlamazsın tadı boğazında kalır daha son günü özlem başlar.

yazıyooor yazıyooor

Bu blogu açtığımda kendime bir sebep çok aradım. Niye açtım burayı? İstediğim için tamam ama niye istiyordum? Öncellikle yazı dilimin gelişmesini istiyordum. Sosyal medya bu kadar yürümüş giderken herkes bir yerlere bir şeyler yazıyor elbet. Bunları okurken yanlışları, kötü yazımları görüp görüp acaba ben nasıl yazıyorum ki dedim. Milleti beğenmiyorum ama ben çok mu iyiyim sanki. Ben de her yetenek gibi yazı yazmanın da pratikle gelişeceğine inandım ve yazmaya başladım. Blogun başında çok tereddüt ettim o ayrı :
Ne yazsam?
Nasıl yazsam?
Konuşur gibi mi resmi mi?

Haftasonu Kullanım Kılavuzu

Pazar sabahının keyfini yatakta en miskininden çıkarmadıkça o pazara pazar demem ben. Cuma akşamı geldiğinde haftasonunu düşünüp mutlu olan bir bünyeyim ben. Cumartesine başlamanın ilk kuralı alarmsız, kimse uyandırmadan kendiliğinden uyanmak. Hatta uyanmaya bile bir süre direnip tekrar tekrar uyumak yatakta yorgana dolana dolana tembelliğin keyfini sürmek. Artık uyanmak şart olunca güzel kokulu bir yüz temizleyicisi ile yüzünü yıkayıp, mis gibi bir kahvaltı yapmak. Tabi yine en tembelinden, arkada çaydanlık fokur fokur kaynarken çayını yavaş yavaş içeceksin o krem peyniri özenle süreceksin ekmeğine, yediğin her şeyin tek tek tadını alacaksın. Gelsin ballar gitsin reçeller deyip diyeti de boşvereceksin.